Antalya – Noel Baba Kilisesi

Noel Baba Kilisesi

Noel Baba Kilisesi

 
Gerçekten kırmızı giysili, ak sakallı bir dede mi? Hani şu her yılbaşı gecesi beklenen, çam ağacının dibinde veya şöminenin önünde armağanları aranan Noel Baba… Yılbaşlarında, insanlığa umut, çocuklara armağanlar dağıtan, denizcilerin ve küçük çocukların koruyucusu olduğuna inanılan… 

Noel Baba’nın Aziz Nikolaus olduğunu ve bu geleneğin de Anadolu’da doğduğunu biliyor muydunuz? 

Neyse konumuza gelelim; Noel baba kilisesi, Antalya’ya bağlı Demre ilçesi, Kaş ile Finike arasında bulunuyor. Kaş’a 48 km, Finike’ye 25 km uzaklıkta olan Demre ilçesi, çevresindeki Myra, Kekeva gibi antik kentler ve Saint Nicholas Kilisesi’yle tanınıyor.

ST. NICHOLAUS – NOEL BABA, M.S. 300 yıllarda Patara’da doğan St. Nicholaus, Myra şehrinde psikoposluk yapmış ve burada ölmüştür. Yaşadığı dönemde çeşitli mucizeler yarattığına inanılan St. Nicholous’un denizcilerin, tüccarların, fakirlerin, düşkünlerin ve en önemlisi çocukların en büyük koruyucusu ve kollayıcısı olduğu kabul edilmiştir. Bugün bile her yılbaşında tüm Hristiyanlık dünyasınca çocuklara hediyeler getirdiğine inanılmaktadır. Batı dünyasında o ülkenin coğrafi yapı özelliklerine göre benimsenen Noel Baba, Skandinav ülkelerinden Ren Geyiklerinin çektiği bir kızakla çocuklara hediye getirirken, Akdeniz ülkelerinde ise kırmızı kurdelalı elbisesi ile kapıdan ve bacadan girerek hediye getirir şekillerde tasvir edilmektedir. Aslında, 25 Aralıkta yapılagelen bu Noel kutlamalarının kökeni çok eksik zamanlara ait olup “Görülmeyen Güneş’in /Amon-Ra’nın Doğuşunu kutlayan bir putperest bayramı olduğunu belirtmeliyiz. Nitekim, Latince “Natalis İnvecni Soli” adı altında kış başlangıcı ayinleri M.S. 3.yy’la kadar bu nitelikte sürmüş ve bu çağdan sonra Hıristiyan dinine mal edilmiştir. Özünde hümanist bir piskopos olan ve insan sevgisini ön plana çıkaran bir yaşam biçimini benimsediği anlaşılan St. Nicholaus zengin bir ailenin çocuğu olarak Patarada doğmuştur. Annesi ve babası kentin en zengin ve en kuvvetli dini inanca sahip bir aile idi. Bebekken küvette yıkandığında dik olarak duran St. Nicholaus , annesinin sütünü sadece Çarşamba ve Cuma günleri emmiştir. Gençliğinde arkadaşları gibi sokakta aynamak yerine düzenli olarak kiliseye gitmiş ve kutsal yazıyı öğrenmiştir. Daha sonra ise Xanthos’daki manastırda teoloji öğrenimi görmüştür. Annesi ve babasının ölümünden sonra tanrı adına insanlara ne gibi iyilikler yapacağını düşünerek hayatını bu yola adamıştır. Bir gün Myra’da komşusunun evinin önünden geçerken duydukları kendisini etkilemiş ve ilk iyiliğini dini bütün yoksul aileye yapmıştır. Anlatılanlara göre, ailenin üç kızı çeyizsiz evlenemeyeceği için yoksul baba çaresiz bir durumdadır. Bu durumun kendi günahından kaynaklandığını düşünen ve gece gündüz Tanrı’ya dua eden babaya, kızlarından herbiri kendisini esir pazarında satıp, diğer kardeşlerine bu yolla çeyiz parası temin etmeyi öneriyordu. Bu tartışmayı duyan St. Nicholaus pencereden bir kese altın atmış ve böylece yoksul aileye yardım etmiştir. Ertesi akşam yine pencereden ikinci bir kese altını daha atan St. Nicholaus arkasından koşarak kendisini gören ve hemen ayaklarına kapanan yoksul komşusuna bundan kimseye bahsetmemesini istemiştir. Bu arada Myra’daki kilisede piskoposluk seçiminde, fazla aday olduğu için bir karar verilememektedir.

Leave a Reply