SARDEİS

Sardeis 

 

 

 

 

 

SARDEİS, Salihli merkezine 9 km, İzmir’e 82 km uzaklıkta olup, İzmir-Ankara karayolunun iki tarafına yayılmıştır.
İ.Ö. 7. Ve 6. Yüzyıllarda Batı Anadolu’nun büyük bir kısmını Lydia Krallığı kontrol ediyordu. Krallık sahip olduğu topraklardaki altın ve gümüş sayesinde dünyanın en büyük krallıklarından biri idi. Başkenti Sardeis olan krallık çevresindeki doğal kaynaklar sayesinde her dönem güçlü olmayı başardı. Burası her zaman çok ünlü bir yer olmuştur ki, bu da pek çok destan öyküsünde anılmasından ve doğal kaynaklarından ileri gelmiştir.
Sardeis; Lydialılar döneminde başkent, Pers döneminde satraplık, Romalılar döneminde metropolis, Hıristiyanlık döneminde piskoposluk merkezi idi. M.Ö. 4. Yüzyılda inşasına başlanan, fakat bitirilemeyen Artemis Tapınağı ve Roma döneminden kalan ve sonraları antik çağın en büyük sinagogu olan hamam kompleksi geriye kalan başlıca yapılardır.
Tapınak İon düzeninde olup, bir alt yapıyla yükseltilmiştir. Kısa yanlarda 8, uzun yanlarda 20, yapının içinde ise,14 sütun vardı. Ancak bunlar günümüze gelememiştir. Sütunlardan yalnızca 2 tanesi tam olarak, 13 tanesi de bir ölçüde ayakta kalabilmiştir.
Birinci Dünya Savaşı’dan önce bölgede kazılar başlamış, 1958′den bu yana Harvard ve Cornell üniversiteleri ile Amerikan Doğu Bilimleri Araştırma Enstitüsü’nün çalışmaları devam etmektedir. Kazılarda kentin değişik dönemlerine ait önemli bilgiler içeren belgeler bulunmuştur.

 

 


 

 

 

OBRUK YAYLASI

Obruk Hanı      Obruk Yaylası Konya      Obruk Yaylası                                                                       

 

 

 

 

Obruk Yaylası, Konya Karapınar Ereğli hattının kuzeyinden Tuz Gölü ‘ne kadar uzanan bölgedir. Obruk Yaylası, karstik yapıya sahip toprağın yer altı sularının aşındırması sonucunda çökmesi sonucu obrukların meydana gelmesiyle oluşmuştur. Obruklar, kuru obruklar ve sulu obruklar olarak adlandırılmaktadır. Obruk yaylası yükseltisi 1.000- 1.050 metre olup, üzerinde dolinlere (kapalı çukur) rastlanır.

Obruk Gölü; yaylaya adını veren göl olup, Aksaray Konya yolunun kuzeyinde ye almaktadır. Günün her saatinde rengi değişen, 145 metre derinliğindeki, Obruk Gölleri’nde yaban hayatı çok zengin olduğundan bu göllere özgü su kaplumbağaları, su yılanları ve çeşitli su altı ve su üstü bitkileri bulunmaktadır. Karapınar’ ın Meyil Yaylasındaki göl, obruk göllerinin en büyüğüdür

Bölgeye ilk yerleşim 13. yy’da başlamıştır. Obruk Gölü’nün yanında ise, Obruk Han harabeleri bulunmaktadır.  Duvarlarında Bizans dönemi taşları kullanılan hanın taşlarının çevredeki eski yerleşim yerlerinden söküldüğü tahmin ediliyor.

 

Tortum Gölü

TORTUM GÖLÜ VE ŞELALESİ, TORTUM ŞELALESİ

 

 

 
 
 
 
Tortum Gölü, Erzurum yolu üzerinde bulunmaktadır. Tortum Gölü, birkaç yüzyıl önce Kemerli Dağı’ndan kopan dev bir heyelan kütlesinin çayın önünü kapatması sonucu meydana geldi. Tortum Gölü, Tortum Çayı üzerinde 8 km boyunca uzanmakta ve 50 metre yükseklikten gürültülü bir şekilde dökülmektedir. Gölün genişliği bazı yerlerde 100 m, bazı yerlerdeyse 1 km’yi bulur
Güneybatıda bulunan Çamlıyamaç Köyü en önemli tarihi kalıntı olan Oşki (Oşkvank) Kilisesi’nin bulunduğu yerdir. Küçük bir kuş cenneti bulunan bölge çok güzel bir manzaraya da sahiptir.

APHRODİSİAS

 

Aphrodisias’ın tarihini M.Ö. 5000 yıllarına dayandıran Stephanos Byzantinos, adını Ninoe olarak aktarmakta. yapımına MÖ 1. yüzyılda başlanmış ve 150 yıl gibi oldukça uzun bir sürede tamamlanmış olan Ninoe’nin Akad dilindeki karşılığı Nino, Nin veya Nina’dan geldiği sanılıyor. Doğu’nun Savaş ve Aşk Tanrıçası olan İştar ve Helenlerin Aşk Tanrıçası Aphodite kültürleri arasındaki benzerlikler dikkate alındığında Ninoe’nin Helenistik dönemden başlayarak Aphrodisias adıyla anıldığı söylenebilir.
Hıristiyanlık paganizmin yerini almasına ve kente bir piskoposun atanmasına rağmen Aphrodite kültürü uzun zaman devam etmişti. Roma döneminde kentteki heykeltıraş okulu antik dünyanın dört bir yanına ün salmış ve ürünleri başkent Roma dahil pek çok yere ihraç edilmişti.  Roma ve çevresindeki kazılarda da bulunan ve üzerinde Aphrodisiaslı sanatçıların imzasını taşıyan heykel ve kabartmalar okulun antik dünyada da ne kadar ünlü olduğunun da bir kanıtıdır.
Kentte heykeltıraş okulu, piskoposluk sarayı, Aphrodite Tapınağı, Augustus Tapınağı, birçok hamam ve tiyatro bulunmaktadır.

 

Kanlıdivane

Kanytela, Neopolis

Mersin- Silifke’nin 18km güney batısında bulunan antik kent Kanytela veya Neopolis olarak da bilinir. Kanlıdivane M.S. 5. yüzyılda II.Theodosios tarafından kurulmuştur. Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan Kanlıdivane rivayete göre; yırtıcı hayvanların bulunduğu bir çukur olup, suçlular cezalandırılmak için buraya atılırlardı.

Bir başka rivayete göre de; çukur  geniş bir obruk etrafında bulunmakta ve bu obruğun içinde divan üzerinde oturan bir kadın-iki erkek kabartması yer almaktadır. Yamur sularının kırmızı toprağı akıtarak, bu kabartmaları boyaması sonucu buraya Kanlı Divan denmiş ve zaman içerisinde Kanlıdivane olmuştur.

 

Kırşehir

Gülşehri                                Gülşehri

Kırşehir İç Anadolu Bölgesi’nin ortasında yer alır. Tarihi geçmişi eskilere dayanır. Bölgenin dört bir yanı; inler, mağaralar, kaleler, köprüler, yollar, kervansaraylar, kaplıcalar ve anıtlarla çevrilidir.

Etiler’in Akuva Saravena yanı sır şehri adını verdikleri bu bölgeye Yunanlılar ve Romalılar Chamanen ve Parnasses derlerdi. Selçuklular Gülşehri dediler ve Gülşehri daha sonradan Kırşehri oldu.

1071 Malazgirt Zaferi ile Kırşehir Türklerin eline geçmiştir. Kırşehir daha sonra kardeş geçimsizlikleri yüzünden ve yol uğrağı olduğu için kanlı savaşlara sahne oldu. Sonunda Mengüçoğllarından Muzaferüddin burayı bir kültür merkezi haline getirdi. Osmanlı idaresinde uzun yıllar gölgenin merkezi olarak gelişti.

Caca Bey Medresesi ve Camii

Caca Bey Medresesi ve Camii

 

Caca Bey Medresesi ve Camiisi, Kırşehir’in en önemli eserlerindendir. Bu eser şehrin merkezini süsler.  Medrese 1272 tarihinde Kılıçaslan’ın oğlu Keyhüsrev zamanında Caca Bey tarafından yapılmıştır. Eserin en güzel yeri tak seklindeki kapısıdır.

Camii içinde kubbe altında geniş bir alan ve ilerisinde bir ayvan ve mihrap bulunur. Burası Cuma mercidir. İçinde 8 oda bulunmaktadır. Yandaki minaresinin bir rasat kubbesi olduğu sanılır. Türbe içi siyah, beyaz, mavi çinilerle süslüdür.

 

Kalender Paşa Kümbeti

Kalender Baba

Kırşehir’de hüküm süren Kalender Baba’nın diğer ismi Kalender Karakurttur. Kırşehir’e 16 km uzaklıktadır. Karakurt Kapılcası yakınında tekke ve türbesi bulunan kesme taşlardan yapılmış güzel bir Selçuklu eseridir.

Kalender Baba’nın yanında bulunan kaplıca ise, 1135 yılında Kılıçaslan tarafından kurulmuştur.

 

Aşık Paşa Türbesi

Aşık Paşa Türbesi

Aşık Paşa, Kırşehir’in yetiştirdiği büyük şair ve bilginlerdendir. Bu türbe beyaz mermerlerden işlenmiş olup, iki basamaklı bir kapıdan girilir. Türbede Aşık Paşa ailesi yatmaktadır. Türbenin önünde ilk zamanlarda çok güzel bir de park vardı.

Gülşehir Karavezir Kurşunlu Camii

Gülşehir Karavezir Kurşunlu Camii

Gülşehir Karavezir Kurşunlu Camii, 1779 tarihinde Gülşehirli Karavezir Silahtar Seyyit Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Camii 3 kapılı bir avluda yer alır. 400 m2 lik bir alanda bulunan camii, Osmanlı mimarı özellikleri taşır. Kubbe 4 kemer üzerine oturmuş ve iki renkli taştan yapılmıştır. Sütunlar birbirine sivri kalemlerle bağlıdır. Kubbelerde kalem işi süsler mevcuttur. Giriş kapısında barak üslupta mermer kitabe bulunur.